Renas Zal: YNK’nin ölü doğumu; Goran

Bu büyük bölünme YNK tarihine bir milat olarak geçer. Reformcu yönüyle tanınan, sol kanadın öncülerinden ve YNK’nin Celal Talabani’den sonraki ikinci önemli ismi olan Noşirvan Mustafa, partiden ayrılarak Goran (Değişim) Hareketi’ni kurar. Bu gelişme ile YNK içerisindeki mevcut düzene karşı koyan, içlerinde birçok aydın ve sanatçının da bulunduğu muhalif kanat büyük oranda Goran’a geçis yapar. Böylece hem YNK’yi ulusal birlik ve demokrasi düzeyinde nispeten KDP’den farklı ve muhalif kılan özellikler, hem de ilk çıkışı itibariyle sahip olduğu ulusal çatı özellikler büyük oranda yitirilir. Nitekim YNK’nin kuruluşundan bu yana, bu tarz kopuş ve ayrılıklar sıklıkla yaşanıyor. Bu yüzden her sancılı süreç ve doğumda gittikçe daralan bir ivme ile küçülerek aile partisi olma yolunda ilerliyor. 

Öncelikle ulusal mücadele tarihine katkıları, siyasi duruşu, entellektüel donanımı, düzene karşıt muhalif yönü ile  Goran’ın halkta karşılık bulmasını sağlayan Noşirvan Mustafa’yı kısaca tanımakta fayda var.
Aydın, yazar, peşmerge komutanı, sosyalist, siyaset bilimci, tarihçi, reformist ve daha birçok önemli vasfı bünyesinde barındıran  Noşirvan Mustafa 1944 yılında Sılemani’de doğar. Erken yaşlardan itibaren aldığı özel dil dersleriyle Kürtçe’nin Kurmanci ve Soranice lehçelerinin yanı sıra, Arapça, Farsça, İngilizce ve Almanca dillerini de bilen Mustafa, Bağdat Üniversitesi’nde siyaset bilimi eğitimi görür. Avusturya Viyana Üniversitesi’nde master yapar. Siyaset ve gazetecilik üzerine yaptığı doktora çalışmasını yarıda bırakır ve tekrar Kürdistan’a döner.

Noşirvan Mustafa’nın çok zeki ve yüksek düzeyde bir entellektüel donanıma sahip olduğuna dair genel bir kanaat vardır. Yanı sıra  kamuoyuna  yansıtılan yolsuzluktan azade, sade yaşam biçimi onu halkta daha itibarlı bir konuma yükseltmiştir. 82 yılında evlenir, iki erkek bir kız çocuğu babasıdır. Siyaset ve tarih üzerine birçok yazımsal çalışmaya imza atar, eserler verir. Henüz 16 yaşında iken KDP’ye katılır. Gençlik çalışmalarında aktif yer alır. Komela Rençdaran’ın  (Emekçi Örgütü) kurucu önderlerinden biridir. KDP’den ayrılıp YNK oluşumuna dahil olduğu 1975 yılından, ayrıldığı 2006 yılına kadar da askeri, siyasi ve yönetim alanlarında üst düzey sorumluluklar alır, YNK’nin önemli öncülerinden olur.

19 Mayıs 2017’de yaşamını yitirir. Noşirvan Mustafa’nın ölümünden sonra Başur siyaset sahnesine büyük iddialarla adım atan Goran “Değişim” iddiasını, muhalif taban “Değişim” umudunu, Başur halkı ise, Kürdistan mücadele tarihine kattıklarından dolayı, tarihi hem yazan hem de yaratanlar kervanına geçen aydın bir komutanını yitirir.

Noşirvan Mustafa’yı halk nezdinde saygın ve meşru kılan Başur mücadele tarihine katkıları ve bilhassa  Başur’un 1991 baharında Baas işgalinden kurtarılmasında hayati bir rol oynamasıdır. Mustafa Raperin Bölgesi’ndeki Ranya halkının rejim güçlerine karşı başlattığı serhıldanlara katılır, öncülük eder ve süreci başarıyla yönetir. Yine aynı yılın Newroz günü Kerkük’ün kurtuluşunda da önemli bir rol oynar.

2006 yılında YNK genel sekreterliğindeki konumundan istifa eden Noşirvan Mustafa 2009’da Goran Hareketi’ni kurar. Girilen ilk bölge seçiminde (25 Temmuz 2009) yüzde 23,75’lik bir oy oranıyla 111 sandalyeli bölge meclisinde 25 milletvekili çıkarır ve YNK’yi geride bırakarak ana muhalefet partisi olma özelliği kazanır. Sonraki 2010 Irak genel seçimlerinde ise 8 sandalye kazanır. Meclise girdikten sonra meclisin herkesin bir uzlaşı içinde ortaklaştığı sessizliğini bozar, muhalefetsizlikten kaynaklı tekdüze seyrini ve düzenini değiştirir. Değişim adına  birçok adım atar, mevcut düzene karşı mücadele eder, projeler ve reform programları geliştirir, sisteme yeni alternatifler sunar. Her fırsatta gelir dağılımındaki adaletsizliğe, yolsuzlukla mücadeleye, demokratik bir anayasa gerekliliğine ve şeffaflığa vurgu yapar.

En önemli çabalarından biri de, ortak ulusal bir ordu, ortak bir idare ve ortak bir istihbarat örgütü için KDP ve YNK’nin birleşmesi gerektiğine dair projeler geliştirmesidir. Fakat bu girişimleri her defasında iki taraftan da reddedilir. Halkı düzene karşı başkaldırmaları yönünde cesaretlendirir ve halk serhıldanlarına öncülük eder. Bir nevi raperinden bu yana halkın üzerine sinmiş ölü toprağını atar ve reflekslerini, tepkilerini diriltir.

2011’den itibaren Goran içerisinde yavaş yavaş farklı sesler yükselmeye, iç sorunlar yaşanmaya başlar. Mustafa bir yandan parti içindeki KDP-YNK ve düzen yanlısı kliklerle mücadele eder, diğer yandan parti içinde imtiyaz sağlamaya çalısanlara karşı sürekli “yetki ve konumlarınızı kötüye kullanmayın, kendinizi imtiyazlardan uzak tutun” içerikli uyarılar yapar, bu yönlü tartışma zeminleri oluşturur. Bu tarz sorunlar, ayrılıklar, itirazlar ve çekişmeler derken parti içindeki disiplin ve motivasyon ciddi oranda zedelenir.
Bunların yanı sıra  Goran 2013 seçimlerinde elde ettiği başarıyla tarihi bir hata yapar ve tam karşısında konumlandığı KDP ile hükümet ortaklığı geliştirir. Her ne kadar bu hamleye stratejik bir hamle (dışarıdan değiştirmek yerine sisteme dahil olarak önemli konum ve bakanlıklar alıp yetki edinerek reformlar yapmak vs.) süsü verilmeye çalışılsa da aslında iktidar tekelinden pay kotarmanın ilk somut adımıdır. Bu tarihi hatada Goran içerisindeki iktidar ve imtiyaz sağlamak isteyen kliklerin baskıları da belirleyici bir etkendir.

Nedenler ve sonuçlar ne olursa olsun nihayetinde Goran’ın ortak bir ideoloji etrafinda kenetlenmemiş, salt sistem karşıtlığı üzerinden biraraya gelen kırılgan tabanı için riskli bir adım olur ve halkta ciddi bir kırılma yaratır. Bu süreçte bazı bakanlıklar alır ve bunlardan biri de Maliye Bakanlığı’dır. Bakanlığı döneminde Irak hükümetinin Kürdistan’a ayrılan bütçeden kısması Goran için talihsiz bir gelişme olur. Zira bu gelişmeden kaynaklı ekonomik kriz baş gösterir ve Goran dönemin sorumlu düzeyde muhatabı olduğu için bu gelişmeler önceki mevcut kırılmanın üzerine halk ile ilişkilerinde yıkıcı sonuçlara yol açar.

Goran, 2015 Ağustos ayında Mesut Barzani’nin başkanlık süresi dolmasına rağmen görev süresini uzatma yönünde attığı adıma karşı çıkar ve engel olmaya çalışır. Buna karşı Sılemani’de büyük çaplı gösteriler düzenler. Bunun üzerine 2 ay sonra bölge başkanı Neçirvan Barzani kararıyla Goran’lı bakanların Hewler’e girişleri yasaklanır, Goran’lı meclis başkanı ve bakanlar görevden alınır. Böylece Goran aldığı bakanlıkları kaybeder. KDP ve Goran arasındaki kriz gittikçe derinleşir. Goran içerisinde ve halkta “parlamenterlerini, bakanlıklarını dahi koruyamayan Goran bir değişim iradesi olmayı da başaramaz” gibi itiraz sesleri yükselmeye başlar. Üst düzey sorumlulardan bazıları kendilerini çalışmalardan çeker, bazıları ayrılır, bazıları ise KDP’ye katılır. 

Neticede stratejik bir iddia ile başlatılan hükümet ortaklığı hamlesi KDP’nin iktidar alanına dokununca son derece hukuksuz yollarla Goran’ın tasfiyesine başlanır. Tüm bu gelişmelerde YNK’nin de azımsanmayacak düzeyde bir payı vardır zira hem KDP ile iktidar ortağıdır hem de Goran’ın ayrılık hamlesini ve ondan sonra yaşadığı ciddi güç kaybını henüz sindirememiştir.
Bu süreçlerle birlikte hastalığı da baş gösteren Noşirvan Mustafa’nın yokluğunun yarattığı otorite boşluğuyla birlikte iyice savrulan Goran’ın nüfuz alanı gittikçe daralır ve halktaki meşruiyetini hızla kaybetmeye başlar. Nitekim Noşirvan Mustafa sonrası girilen 2018 seçimlerinde oylar yarı yarıya düşer ve ikinci parti olma özelliğini yitirerek beşinci sıraya geriler.

En son Hewler’de geçtiğimiz Haziran ayında Goran’dan toplu istifa eden 65 ismin imza attığı gerekçe metni aslında Goran’ın yaşadığı dönüşümün ilanı niteliğinde. İstifa gerekçeleri şöyle: “Parti Noşirvan Mustafa çizgisinden çıktı. Bazı yöneticiler yolsuzluklara karşı sessiz kalıyor. Noşirvan Mustafa vefat ettikten sonra Goran yetkilileri planlı bir şekilde partiyi çizgisinden uzaklaştırarak şirketlerinin dükkanı halinde getirmek istemişlerdir. KDP ve YNK dahi 30 yıllık iktidarları döneminde Goran Hareketi kadar halkı ümitsizliğe itmemiştir.”

Goran’ın çıkışı salt YNK adına değil Başur halkı nezdinde de bir milat niteliğindedir. Zira yaklaşık 30 yıldır iktidarda bulunan KDP ve dahi YNK’nin rutini haline gelen yolsuzluk ve hırsızlıklardan yaka silkmiş, kurtuluş umudu arayan bir halktan bahsediyoruz. Başur’un kronik sorunları haline gelen su, elektrik, maaş, eğitim, ekonomi ve neredeyse yaşamın bütün alanlarına sirayet etmiş hizmetsizlik ve sistemsizlikten bitkin düşmüş, çıkar yolu arayan bir halk gerçekliği vardır. Her an patlamaya hazır birikmiş bir öfke vardır.

YNK ve KDP şahsında, partilere karşı ciddi bir güven bunalımının yaşandığı bir dönemdir. Mevcut düzene son verme, bölgenin siyaset sistemini değiştirme, demokratik ve halkçı politikalarla halkın sorunlarına cevap olma iddiasiyla yola çıkan ve liderinin bu yönlü ikna edici bir geçmiş ve itibara sahip olduğu bu parti, halkta ciddi anlamda bir umut doğurur. Halk belki de bir son umut, son çıkış yolu olarak bu şiara tutunur ve destek verir. Fakat daha sonra bu çıkışın halktaki son umut kırıntılarını da yok eden, hayal kırıklığı yaratan, halkı adeta bir umutsuzluk enkazına çeviren sonuçlara yol açtığını üzülerek belirtmek gerek. Çıkışı itibariyle halkta yılların biriktirdiği öfkenin ve tepkinin zemini üzerine, umut vaad edilerek inşa edilen Goran Hareketi, bir süre sonra (bilhassa Noşirvan Mustafa’dan sonra) karşı olduğu düzenin çarkına güç katan bir dişliye dönüşür ve Başur halkının son umudunu da yitirmesine neden olur. Nihayetinde mevcut düzeni değiştirme iddiasiyla gelen Goran, değiştirmek istediği şeye dönüşür ve iktidar odaklarına eklemlenerek düzenin bir parçası haline gelir. 

Son olarak, 2016 yılında YNK ve Goran arasında seçimlere birlikte, ortak bir listeyle katılımı içeren bir anlaşma imzalanır fakat hem YNK hem de Goran içerisinde bu anlaşmaya karşı çıkanlar olduğu için somut bir atılım gelişmez. Fakat şu an gelinen noktada önümüzdeki Irak seçimlerine (10 Ekim) ortak liste ile girmek için Goran ve YNK anlaşıp ittifak geliştirdi. 8 Temmuz öncesi bu ittifakın liderliğini ve çalışmalarını Lahur Şeyh Cengi Talabani yürütüyordu. Fakat şu an ittifak liderliği koltuğunda Kubad Talabani var ve geçtiğimiz günlerde Kerkük’te “Birlikte daha güçlü” şiarıyla seçim startı verildi, adaylar tanıtıldı. Velhasıl Goran 12 yıl önce yüklendiği muhalif başkaldırıyı geride bırakarak, KDP’nin yedeğine dönüşmüş bir düşüşle evine geri döner.

KDP ve Mela Mustafa Barzani düzenine karşı çıkarak ayrılanların oluşturduğu YNK’nin muhalif reflekslerini ciddi oranda yitirmesi ve birçok noktada mevcut düzenle ortaklaşması Goran’ın doğum koşullarını oluşturur. Goran’ın geldiği noktadan hareketle, tarih okumalarından sonra bugüne bakarken aynı filmi tekrar izlemiş gibi hissetmemek imkansız. Evet bir arayış sancısı var, mevcut düzene veya düzensizliğe, sisteme veya sistemsizliğe karşı tükenmeyen bir direnç var. Bu doğrultuda atılan değerli ve cesur adımlar da var. Fakat günün sonunda dikiş neden tutmuyor sorgulamak gerekiyor. Bir zihniyet dönüşümü yaşamadan/yaşatmadan, köklü bir ideoloji etrafında örgütlenmeden ve eğitip örgütlemeden, demokratik ilke ve ölçülerle formüle edilmiş tavizsiz bir kurumlaşma geliştirmeden, güçlü ve cesur bir ulusal iddia ile yola çıkmadan dikiş tutturmak mümkün görünmüyor. Bu sorunları açığa çıkaran zihniyetin kaynağı sorgulanıp mahkum edilmeden, her bir atılımın öncekinin enkazı üzerine inşa edildiği Başur’un siyaset alanında, her muhalif sancı sakat veya ölü bir doğumla sonuçlanıyor.

Hakeza bu saiklerle köklü bir ideolojik referansa yaslanmadan, salt öncü/kurucu liderlerin varlığıyla koşullanmış bir iddia veya muhalif bir başkaldırının, liderin ölümünden sonra savrulup dağılması da kaçınılmaz oluyor. Referans alınması gereken temel motivasyon ideolojik saikler olmalı iken, şahıslarla sınırlandırılıyor. Böylece kendi içinde alternatif liderini yaratma, oluşan otorite boşluğunu giderme noktasında başarı sağlanamıyor ve iflah olunmaz bir girdaba giriliyor.


İktidar olmanın, veya iktidar ile ortaklaşmanın yarattığı yozlaşma bu yazgıda belirleyici bir etkendir. Fakat her ne kadar çıkışlarını tetikleyen nedenler farklı olsa da aslında KDP’den doğan YNK de, YNK’den doğan Goran da bünyelerinde aynı zihniyetin genetik kodlarını taşıyarak doğdular. Buyüzden bugün geldiğimiz noktada Goran, YNK, KDP, Yeni Nesil ve dahi diğer oluşumlar, bünyelerinde bu tarz sakat doğumların sancılarını taşımaya devam ediyorlar. Belki de bu sürekli birbirini doğuran kısır gelenek dışından bir siyaset geleneğiyle ortaklaşmayı denemek, bu genlerden arınmanın koşullarını yaratabilir. Kimbilir. Cesur olmak ve denemek lazım.

 

İlginizi çekebilir